Dil ve Konuşma Bozuklukları

Konuşma Sesi Bozuklukları

Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları:

Belirli bir nedene bağlı (yarık damak dudak, işitme engeli vb) ya da herhangi bir nedene bağlı olmaksızın ortaya çıkabilen seslerin yanlış şekilde üretilmesidir. Örneğin çocuk /s/ sesini peltek söyleyebilir ya da hiç üretemeyebilir ve bu ses yerine başka bir sesi kullanabilir. Yetişkinlikte devam eden sorunlar genellikle pelteklik (/s/,/z/ gibi seslerde) ve /r/  sesiyle ilişkilidir.

Sesbilgisel (Fonolojik) Bozukluklar

Her dilde sesler belirli dilbilgisel kurallar çerçevesinde bir araya getirilir ve kullanılırlar. Sesbilgisel bozuklukta çocuk bu kuralları edinip bir araya getirmede güçlük çekebilir. Hecelerin yerlerini değiştirebilir, bir ses yerine diğerini kullanabilir veya ses ekleyip düşürebilir. Sesletim ve sesbilgisel bozukluk birbiri içine geçmiş bozukluklardır ve beraber de ayrı ayrı da görülebilirler. Örneğin, çocuk ‘kitap’ sözcüğü yerine ‘tikap’ ya da ‘kipat’  sözcüklerini kullanabilir. Bu tip yanlışlar sesletim bozukluğunu değil sesbilgisel bozukluğun göstergesi olabilir. Sesbilgisel bozukluğun terapisi, sesletim terapisinden daha uzun ve yoğun yapılabilir.

Çocuklar, konuşma sesi bozukluklarından farklı şekillerde etkilenebilir. Bazıları sosyal hayatı içinde küçük sıkıntılar yaşarken bazıları duygusal, sosyal ve akademik alanlarda çok yoğun güçlükler yaşayabilir.  Türkçe’de genel olarak tüm sesler (/r/ sesi hariç) normal çocuklar tarafından 4 yaş civarında edinilmektedir. Bu bağlamda özellikle anlaşılırlığı düşük, anlaşılmadığı için konuşmaktan çekinen, daha çok jest ve mimik kullanan ve isteklerini kendi ebeveynleri aracılığıyla iletmeyi tercih eden çocuklar söz konusuysa ebeveynler dikkatli olmalıdır ve bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme ve danışmanlık hizmeti alınmalıdır.
 

Akıcılık Bozuklukları

Kekemelik

Konuşma akıcılığının tekrar, uzatma ve bloklarla bozulduğu bir konuşma bozukluğudur. Genellikle 2-5 yaş arasında başlar. Kekemeliğin nedenlerini birçok teori açıklamaya çalışsa da henüz kesin bir nedenden söz edilememektedir. Sadece aile bilgilerine dayanan bazı çalışmalara göre yaklaşık %50 oranında genetik bir yatkınlıktan bahsedilmektedir. Kekemeliğin başlama yaşları açısından erkek ve kız oranları yaklaşıkken ileriki zamanlarda erkekler aleyhine bir oran söz konusudur (3/1). Bazen kekemeliğe göz kırpma, ayağını yere vurma vb ikincil davranışlar eklenebilir.

Kekemeliğin terapisinde okul öncesi dönemde Lidcombe programı, daha ileriki yaşlar için genellikle akıcılığı şekillendirme ve kekemeliğin biçimlendirilmesi terapi yöntemleri kullanılmaktadır. Gecikmiş işitsel geri dönüt (DAF) gibi yöntemler uygun bireylerde destekleyici olarak kullanılabilir. Bu terapi yöntemlerinin amacı kekemeliği ‘tedavi etmek’ değil, bireyin ‘kekemeliğini kontrol altına almasına yardım etmektir’.

 
Kekemelikle ilgili dikkat edilmesi gerekenler;

• Konuşma hızınızı azaltın, çocuğunuza model olun.

• Çocuğunuzun sözcük ya da cümlelerini tamamlamayın.

• Çocuğunuzu sabırla bekleyin ve mimiklerinize dikkat edin.

• Kekemeliğin dalgalı bir seyir izleyebileceğini unutmayın.

• Aile rutinlerinize artırın, birlikte kaliteli vakit geçirmeye özen gösterin.

• Kekemeliğinden dolayı çocuğunuza farklı bir disiplin uygulamayın.

Hızlı Bozuk Konuşma (Takifemi)

Hızlı, monoton, birbirinin içine geçmiş ve düzenli olamayan bir konuşmanın görüldüğü bir akıcılık bozukluğudur. Hızlı bozuk konuşmaya sahip olan bireylerin artikülasyon becerilerinde eksiklikler gözlenebilir ve anlaşılırlıkları düşük olabilir. Kekemelikte olduğu gibi kabul edilen kesin bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik geçiş ve beyin hasarı ortaya atılmış nedenler arasında gösterilmektedir. Kekemelikle birlikte görülebilir.

Hızlı ve bozuk konuşmanın terapisiyle ilgili sınırlı çalışma bulunsa da konuşma hızının azaltılması ve farkındalık seviyelerinin artırılması ile ilgili terapiler desenlenebilir.

Dil Bozuklukları

Çocukluk Dönemi Dil Bozuklukları


Dil bozukluğu olan çocuklar dili anlama ve üretmede bazı güçlükler çekebilirler. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Zihin engeli, işitme problemleri, otizm, yetersiz uyaran verilmesi ya da hiçbir nedene bağlı olmaksızın dil bozukluğu oluşabilir. Özgül dil bozukluğu (ÖDB) görülen çocuklarda hiçbir engel (bilişsel, nörolojik, işitsel) olmamasına rağmen dilin morfolojik, semantik, pragmatikvb boyutlarında gerilikler görülebilir.

Edinilmiş Dil Bozuklukları

Afazi


Afazi, genellikle inme sonrası oluşan nörolojik temelli bir dil bozukluğudur. Çeşitli dil bileşenlerinde değişik eksikliklerle kendini belli edebilir. Temelde tutuk veya akıcı olarak ayrılabilir. Bazı afazili bireyler dili anlamada iyi olabilirken bazıları dilin üretiminde daha iyi olabilir. İşitsel anlama, tekrarlama, adlandırma, okuma ve yazma becerileri değişik seviyelerde etkilenebilir. Afazili bireylerde tabloya apraksi ve dizartri gibi motor konuşma bozuklukları da eklenebilir. Terapiyi etkileyen faktörler; bireyin yaşı, lezyon yeri ve büyüklüğü, alınan terapi sıklığı, terapiye başlama zamanı, bireyin motivasyonu ve bireyin eğitim seviyesidir. Terapiye başlamada ilk 6 ay kritiktir ve sık terapi almanın daha olumlu sonuçları olduğu belirtilmektedir. Afazili bireyin ailesinin terapilere katılımı ve terapistle işbirliği içinde olması önemlidir.

Motor Konuşma Bozuklukları

Konuşma Apraksisi


Merkezi sinir sistemindeki bir hasara bağlı olarak herhangi bir kas güçsüzlüğü ya da felce bağlı olmaksızın konuşmanın motor planlamasının bozulduğu bir konuşma bozukluğudur. Çocukluk çağı apraksisi bazı çocuklarda çok açık bir nörolojik tablo olsun veya olmasın oluşabilir. Konuşmanın istemli olarak başlatılması ve üretiminde zorluklar görülebilir. Sınırlı bir ses dağarcığı, ses üretmek için ağız içinde arama davranışı, yavaş ve eforlu konuşma, sözcük üretiminde tutarsızlık ve sözcük uzunluğu arttıkça hataların artışı söz konusudur. Yetişkinlerde görülen apraksi, sıklıkla afaziyle birlikte görülür.

Dizartri

Nörolojik temelli motor konuşma bozukluklarından biridir. Konuşma mekanizmasının kas kontrolünde problemler vardır. Dizartrinin çeşidine göre bireylerin konuşma özellikleri değişmektedir. Solunum, fonasyon, artikülasyon, prozodi ve rezonans ile ilgili güçlükler görülebilir.

Ses Bozuklukları

Üretilen sesin kalitesi, şiddeti ve tizliği benzer yaş, cinsiyet ve kültürdeki insanlardan farklılık gösteriyorsa ses bozukluğundan bahsedilebilir. Genel olarak nedenleri yapısal (nodül, polip vb) ya da fonksiyonel (puberfoni, kas gerilim disfonisivb) olabilir. KBB hekimleri tarafından tanı alan hastalar gerekli görülürse ses terapisine yönlendirilebilir. Ses terapisine yönlendirilen hasta grubunun çoğunluğunu nodül, polip, kas gerilim disfonisi, puberfoni, tek taraflı ses teli felci ve konversiyonel afonisi olan hastalar oluşturmaktadır.

Yutma Bozuklukları

Yutmanın farklı fazları bulunmaktadır (oral faza hazırlık, oral, farengeal ve özafageal faz). Bu fazların herhangi birindeki bir hasarlanma normal yutmanın gerçekleşmesini engeller Yutma bozukluğu (disfaji) inme, kafa travması, SP (serebralpalsi) vb nedenlerle oluşabilir. Yutma bozuklukları teknik olarak iletişimle ilişkili olmasa bile aynı anatomik yapıların kullanılması nedeniyle dil ve konuşma terapistlerinin ilgi alanına girmektedir. Yutma bozukluklarında direk, indirek ve medikal tedaviler uygulanabilir.

Yarık Dudak Damağa bağlı Konuşma bozuklukları

Dudak ve damak yarığı en çok görülen kraniyofasiyalanomalilerden biridir. Dudak ve damak yarıklığı ayrı görülebildiği gibi birlikte de görülebilir. Sadece dudak yarıklığı olan çocuklarda çok yoğun konuşma problemleri beklenmezken, dudak damak yarıklığı ya da sadece damak yarığı olan çocuklarda konuşma bozuklukları görülebilir. Rezonans problemleri, telafi edici artikülasyon hataları vb gözlenebilir. Cerrahi operasyonları takiben 3 yaşa kadar daha çok aile yönlendirmeleri yapılırken, 3 yaştan sonra bireysel terapilerebaşlanabilir. Bu çocuklarda özellikle orta kulak iltihaplanmaları konusunda dikkatli olmak ve odyolojik takiplere önem vermek gereklidir.


Önemli linkler

http://www.asha.org/  

http://www.stutteringhelp.org/

http://www.dilkom.anadolu.edu.tr

http://www.dkbud.org